Şekerle Yapılan Muskalar | Medyum Yılmaz Eren Hoca
Menü



facebook'da paylaş

Şekerle Yapılan Muskalar

Nazarlık Arapça “nazar” kelimesi ile Türkçe – lık ekinden mürekkep bir sözdür. Bunun Fransızca karşılığı “amulette” ise yeni Lâtin “amuletum” den gelmektedir. Ancyclopedia Británica amulet sözünün aslında Arapça “ha-malıet = süs için asılmış nesne”den geldiğini kaydeder.

Nazarlık, halk inancına göre, onu üzerinde taşıyanı büyüye, hastalıklara ve diğer fenalıklara karşı korumaya ve. ya içinde bulunduğu fenalıklardan kurtarmaya h’zmet eder. Nazarlığın türlü nevileri olup taşlar, madenler, üstüne dua yazılı parşümenler en çok kullanılanlarıdır. Bir ‘kısım mücevherat da gerek süs., gerek nazarlık olarak makbul sayılır. Çörek otu gibi bitkiler ve kaplumbağa kabuğu, kürek kemiği, kurt dişi, bazı deniz böceklerinin kabuğu gibi hayvanî aksam ve müstahzarları da aynı maksat iç;n kullanırlar. Nazarlığın terkibi kadar onun eşrefi saette imal edilmesi ve takılması da mühimdir. Yıldızların ve diğer sihrî unsurların bozucu tesirlerini hesaba katmak lâzımdır.

En eski çağlardan itibaren Şarkta ve Garpta büyünün ve nazarın fena testlerine inanış ve korunmak için tedbir alma bilgisi kökleşmiştir. Neoletik Çağda “mágico – religious” eşya arasında taştan yapılmış veya fil dişinden oyularak kuş şekline sokulmuş boncuklar Mısır, Malta, Iberia’da bulunmuştur. Balta şeklindeki amuletler Girit’te, Aşağı Mısır’da, Malta’da, Ş’mali Fransa’da ve Britanya’da Bronz Çağında bulunmuştur. Düğme şeklindeki üzeri çizgili ve mühür olarak da kullanılmaları muhtemel diğer boncuklar muahhar Neolitik’-in “Halafian kültüründe bulunmakta ve daha muahhar çağlarda Iran, Suriye, Girit ve Anadolu’ya yayılmaktadır. Taştan yapılmış boncuklar Yunanistan Yarımadasının muahhar Neolitik tabakasında az miktarda ve bunun kilden yapılmış örnekleri Batı Balkanlar’da, Ukranya’da ve Danubian kültürünün Orta Neolitik tabakasında ve Trakya’da raslanmakta ve değişik şekilleri Liguria’ ya kadar yayılmaktadır. (Gordon Child, Old Word Prehistory Neolithic 204; A. L. Kroeber. Anthropology Today 1953). Esasen bu temadi yalnız nazarlığa değil, bütün maddi ve manevi kültüre şamildir. (Bak: Tzigara – Samurcas, Al,

Survivances préhistoriques dans l’art du paysan roumain. Bucarest 1939). Musevi dininde büyüye dair hükümler olduğu gibi, Eski Mısırlılar’da, Yunan-lılar’da ve Romalılar’da hurafelerin rolü büyüktür. Saint Augustin’in ikazlarından eski hırist’yan kilisesinde de büyünün ve diğer hurafalarm kök saldığını öğreniyoruz. Kuranîkerimde de “Meuzeteyn” surelerinde hasitlerin hasedinden ve üfürükçülerin şerrinden sakınarak dua eylemeyi tavsiye eder. Araplar’da tılısım (Talisman) tesir kuvveti fazla olan bir nazarlıktır. Profesör Edward Westermarck’m “Survivances paiennes dans la civilisation Mo-hométane. Traduction Française par Robert Godet Paris, 1935) adlı eserinde Islâm dinine karışan hurafalardan bah-solunmaktadır. Eski Türk ananesinde ve bugün yaşayan Türkler arasında Şa-manlık’tan kalma inançlar arasında büyüye ve nazarlığa büyük kıymet atfedildiğini görürüz. Fin bilgini U. Harva’nın “Die religiösen Vorstellungen der altaischen Völker, Helsinki, 1938” adlı eseri bizi bu hususta aydınlatmaya kâfidir. H. Koşay’m “Türkiye Türk Düğünleri, 1944” adlı kitabında da gelini ve güveyi kötülüklerden korumak için nazarlıktan istiane edildiğine sık sık rastlanır. Dr. Süheyl Ünver’in (Nazar Değmek Hakkında Bir Risale: İstanbul, Kenan Basımevi) adlı yazısında da nazarlık hakkında bilgiler mevcuttur.

Mevzuumuzu teşki’l eden eserleri tanıtmadan önce nazarlığın terkibine giren al tun, gümüş, demir, sahtiyan (deri) v. s. nin sihir kuvveti üzerinde birkaç söz söylemek isterim:

Alttın ve gümüş: Altun veya gü-

müşten yapılmış küçük at nalı çocuğun üstüne dikilir veya beşiğe takılır. Altım ve gümüş temizliğin t’msalidir.

Demir: Demirin hurafevi kudretine olan inanış hemen umumidir. Eskimiş, kopmuş nal talih getirir, belâları defeder, yangına karşı birebirdir. Fırtınalı havalarda insan, muhayyelesinin esiri olarak bulutlar arasında fena ruhları tasavvur eder. Onları, ancak, sihrî kuvveti haiz demir defeder.

Bilhassa buz âfetine karşı avluya demir atılır, iptidaî düşünceye göre hastalık ve ölüme insanın vücudüne sokulan fena ruh sebebiyet verir, insan diriminin en nazik devirleri: doğum, evlenme, hastalık ve ölümdür. Çocuğu doğuran ana müdafaasız ve zayıf olduğu gibi bebe ondan daha zayıftır. Büyük bir dikkatle onlara bakmak ve yanlarında dolaşan fena ruhlardan korumak lâzımdır. Evlenme sayesinde yeni aile ve yeni ocak kurulur. Bu, başlangıç fena ruhların sokulması için en müsait dakikadır. Hastalık ise muhakkak feraa ruhların beden üzerine tasallutundan ibarettir. Korkunç ölüm ise insanın esrarlı b:r tahavviilü sayılmaktadır. Yalnız, hastalık ruha da zarar vermiştir. O ruh evdekileri kıskanır onlara karşı kin besler ve hortlar.

Elden geldiği kadar bu azenn ruhu tatyip etmeye çalışılır. Muvaffak olunmazsa şerrinin def’i için demirin sihrî kuvvetinden faydalanmak lâzımdır. Hayvanların muhafaza ve tedavisinde de demir büyük rol oynar. Hayvanlara fenalık en çok kıskanç ve hasmane duygular besliyen konu-komşudan gelir. Onların yaptığı büyüleri çözmek için demirin hasiyetinden faydalanmak mümkündür. Eski Yunanlılar ve Romalılar da buna dair misaller tesbit edilmiştir. Eski Türk ananesini tevarüs eden Macarlar, hayvanı ahıra sokarken demir zincir üzerinden atlatırlar. Ruslar, eski baltalarını eşik altına gömerler. (H. Koşay, Et-noğrafya Folklor Kılavuzu 1939, sa-hife: 73).

Sahtiyan: H. Koşay’ın (Ankara, Budun Bilgisi, 1935) adlı kitabının 100 üncü sahifesinde sahtiyan muska hakkında halk ağzından aynen alınmış dik-1 te şayan şu satırlara rastlanır: “Biz-den yeniller yani cinler lohusaya tebelleş olur. Lohusanın korkudan dili tutulur. Hoca muska yazar. Birini tütütün, birini üç gün içirin, birini eşiğe gömün, hamayili de boynuna takın, der. Çocuğun burnu tutulmasın diye de yastığın altına kalbur gözü korlar. Kadının biri aybaşlıklı iken girerse yine çocuğun burnu tutulur. Kurtulması için sar-raçtan sahtiyan getirirler. Dükkâna varın, söylemeden bir parmağını gösterin. Kız ise iki parmağını gösterin. Sar-raç sormadan anlar ve verir. Bu sahtiyanı küçük muska gibi bebeğe takın. Köpeğe de bir parça ekmek atıverin”.

özerlik, çöreotu (Cumin): Mezarlıklarda ve ören yerlerinde biten bir otun tohumudur. Mavi bir bez içine muska şeklinde dikilir. Çöreotu hastalıklara ve nazara karşı tütsü yapmak iç;n de kullanılır. Lohusanın altına soğan, sarmı-sak ve çöreotu korfar.

Geyik boynuzu: Evlerde, cami kapılarında nazarlık olarak kullanılır.

Kıskaç adı verilen hayvanın kafası sap yapılarak ve nazarlık olarak kullanılır.

Boncuk: Denizli tarafında buna Dilkoz da derler. Tazı boncuğu ise bir deniz böceği kabuğudur. Küçük cam mavi boncuklardan bilezik yapılır. Tazı boncuğu, fal takımına da girer.

Akik (Agate): Nazar değdikçe bu kırmızı taş ağarır ve nazar taşa geçer.

Yıkın kemiği: Kaplumbağa kabuğu ve kürek kemiği gibi nazarlıklar arasında yer tutar.

İğde çöğürü: Yani dikeni ve hurma çekirdeği nazarlıkların terbikine girer.

Çıra kurdu: Ağaçtan çıkan canlı

kurt bir muhafaza içinde saklanır.

Karinca boynuzu: Hayvan tırnağından yapılan bir nazarlığa verilen addır. Et.n. No. 2049 bu cümledendir.

Çocuğun pejmürde gezdirilmesi, yeni yapılan evin natamam btraküması da nazarı önlemek için alman tedbirlerden sayılmalıdır.

Eski Türklerde ve halen bazı Türk kabilelerinde çocuğa değersizlik ifade eden adların takılması da nazardan ve cinlerin şerrinden çocuğu korumak için yapılır. (Bulmas, Itboğa gibi).

Bu misallerden görüleceği üzere, dar mânada hurafa veya orasa sözü ile içinde “mistikum” olan halk inanmalarını ve bunlarla ilgili hareketleri kasdedi-yoruz. Bir hâdisenin izahına, ilmin kabul edemiyeceği tesir atfedilirse hurafa ile karşılaşmış oluruz. Yarım asırdanberi İngiliz Etimologlarının anthropologları zümresi ezcümle Taylor, Herbert Spencer, Lubbock, Andrew, Lang, Hartland ve nihayet J. G. Frazer müttefikan bugünkü hurafelere çok eöki bir maz:deki dinî ananelerin bakiyesi ve döküntüleri olarak bakıyorlar. Hurafelerin birçoğu kitabî dinlerin teşekkülünden önce’ki dünya görüşünün mirası ve ma’kesidir.

Etnoğrafya müzesindeki nazarlık koleksiyonu ve hamayiller zengin olmamakla beraber, bir fikir vermeğe kâfi-d:r. Şimdi bunları gözden geçirelim:

Beş pençe: inciden veya mavi boncuktan yapılır. İnciden olanın ucuna mavi boncuk ve mavi boncuktan olanın ucuna mercan takılır.

Et. 6080: Mavi boncuktan uçlan mer-canlı ve İstanbul menşeli nazarlıktır.

Et. 6082: Mavi boncuktan uçları mer-canlı nazarlık. İstanbul.

Kurt dişi: Gümüşlenir veya altınla kaplanır.
Et. 6088: Gümüşletilmiş kurt dişidir.

Zincirli olup, mavi, siyah ve kırmızı boncuklarla süslüdür.

Et. 6089: Gümüşletilmiş kurt dişi nazarlık. Zincir, sikke ve nec-mülbahir ile süslüdür. İstanbul menşeli.

Et. 7036: Çift kurt dişi. Pirinçle tutturulmuştur. Mercan boncuklu ve sikkelidir. Alişar köyünden satın alınmıştır.

Et. 3537: Çift kurt dişi. Gümüşletil-miştir. Zincirli ve iki adet sikkelidir. Doğu Anadolu menşeli.

Küçük kaplumbağa: Kaplumbağanın

kabuğudur. Kaplumbağanın uzun yaşadığı sanıldığı için bunun “sempatik sihir” ile ilgisi olsıa gerektir.

Et. 2368: Tospa kabuğu nazarlık. Kuzu, dana boynuna asmak iç’n kullanılır. Askı tertibatı mavi boncuk ve 4 tazı boncuğu ile süslüdür. Ankara menşeli.

Et. 2021: Tospa kabuğu nazarlık. İstanbul menşeli.

Üçgen veya armut biçiminde nazarlıklar:

Et. 6096: Pirinçten, sivri ucu ip bağlamak için düğmelidir. İstanbul menşeli.

Et. 6097: Kemikten, kenarları delikli. İstanbul menşeli.

Et. 6095: Pirinçten, alt zirvesi tirfil biçiminde, kaidesi askı delikli. İstanbul menşei’.

Et. 6089: işlenmiş taştan. Askı şeridi cam boncuklarla yılan kabuğu şeklinde süslüdür. İstanbul menşeli.

Et. 11757: Gümüşten, muska (phylactery). etrafını süsleyen zincirde 8 pul ve ortasında yeşil bir taş vardır.

Yürek şeklinde nazarlık: Eskiden

vuh ile yürek arasında münasebet arandığı malûmdur.
Et. 6066: Gümüşten, yürek şekli safiha nazarlık pullan deliklidir. İstanbul menşeli.

Göz boncuğu: Nazarla göz arasındaki münasebeti hatırlatmak gerekir.

Et. 3536: Göz gibi bir taş olup, gümüş-lettir’lmiştir. Zincirlidir Doğu Anadolu menşeli.

Muhtelif şekillerdeki nazarlıklar:

Et. 6072: Siyah taştan, askı delikli ve silindir şeklinde olup,, uçları mahruti kapaklıdır. İstanbul menşeli.

Et. 3547: Gümüşlettirilmiş b’r taş olup, zinciri adi madendendir. Pullarla süslüdür. Doğu Anadolu menşeli.

Et. 7878: Üstüvani gümüş nazarlık, üstünde üçü kırmızı, ikisi yeşil adi taş vardır. Altı halkalıdır. Salkımında bir kırmızı boncuk, bir firuze taşı ve ki başında da adi taş vardır. Teikâri işlemelidir. Kırşehir menşeli.

Et. 6105: Fal takımına giren ve çocuk elbiselerine dikilen tazı boncuğudur.

Muskalar ve hamayiller:

Et. 6040: Meşin kılıflı, tasması boncuklarla süslü ve İstanbul menşelidir.

Et. 2032: iki üçgen muska ile boncuklu kaytan askıdan ibarettir. Uçu püsküllüdür. İstanbul menşeli.

Et. 6041: Üç det üçgen muska ile siyah kaytana dizili mavi, sarı boncuklardan ibarettir.

Et. 6076 ve 6075: Üstüvanî bir muhafaza olup mavi boncuklarla bezenmiştir. Uçlarında yine beyaz ve mavi boncuklardan üç peyki vardır. Üç dallı ¡askı ipleri tamamen boncuklarla örtülüdür. İstanbul menşeli.
Et. 11631: Gümüş zincir askılı teikâri

işlemeli, dört adet askı süslü muskalık.

Et. 2110: Üstüvanî zincirli ve Hacıbektaş menşeli muska, içinde vefk yazılı bir kâğıt ve ayrıca “Ayatülkürsü” yazılı diğer bir kâğıt vardır.

Et. 8686: Üstüvanî muskadır.

Et. 2109: Üstüvanî muhafaza üstünde yeşil taş ve üçgen askı üstünde mavi taş vardır. Sıal-kımlı ve zinciridir.

Et. 7348: Gümüş Enam muhafazası.

cephesinde kabartma vazo resmi ve kuş biçiminde iki kulpu vardır. Arka tarafında Mührü Süleyman bulunmaktadır. Alt kaideden basit üç hilâl salkım şeklinde sarkmaktadır. Kapağı sürgülüdür. Ankara menşeli.

Et. 7974: Her tarafı gümüş, çifte zincir askılı, hilâl kabartma süslü muska. Müdevver kapağının üstünde ve arkasında altı kollu bir yıldız süsü vardır. İstanbul menşeli.

Et. 7185: Her tarafı gümüş, cephesinde kabartma dört minareli cami resmi vardır. Minareler üçer şerefelidir. Arka tarafında Mührü Süleyman bulunmaktadır. Ayaş menşeli.

Et. 7676: Gümüşten, cephesi ve kapak üs+ü altın yaldızlı, meşin askısı yaldızlı baklacıklarla süslüdür Arkası ve müdevver kapağının üstü kabartma rozetlidir.

Et. 7659: Gümüşten, üstü teikâri işlemeli kapaklı ve zinerli hamaylı muhafazasıdır. Ağırlığı 28 gram. Evkaftan alınmıştır.

Et. 7263: Bir tarafı kabartma gümüş, üç yanı ile arkası meşin, hamayil. Üst kapağında tarihi yazılıdır. Nar çiçeği ‘kabartmalı olup, kapağı zincirli ve gümüş çifte telle kapatılmıştır, içinde “Enam” bulunmaktadır. İstanbul menşelidir. 16×10 cm. eb’adında, 37 yapraklı Enam talik yazılıdır. Güzel c:ltli Enam tezhiplidir.

Et. 2011: Enam ve muhafazası 13×10 cm. eb’adındadır. Her tarafı ayarı düşük gümüşten yapılmış olup, cephesinde sdviler beş kubbeli bina ve ay yıldız kabartmaları vardır. Arkasında altı kollu yıldız bulunmaktadır. Müdevver ‘kapak üstü rozet kabartmalıdır. içinde, basit meşin cilt içinde bir dua vardır. Elhamdüli’llâh suresi eksiktir. Yasin, Ihlâs, Mau-tezeyn, tekrar Fatiha, Bakara surelerinden sonra Hatim duası gelir. Ondan sonra Şerh’i ismi Azâm, Duayı Kurban bulunur. Şahmerdan Duasından sonra baş ağrısı duası, muhabbet duası ve Mihri Nübuvet vardır.
Kurt ağzını bağlamak için bir dua, karanlık gecede devlerden ve cinlerden emin olmak için dua, uykusuzluğa karşı dua, hastalık duası ve yorulmamak için bir vefk bunları takip eder. Yazma Muharrem 1271 tarihlidir.

Et. 5976: Hamayil muhafazası. İstanbul menşelidir. 15X11 cm. eb’admda.

Bazubentler: Bilindiği üzere bunlar pehlivanların ve yiğitlerin bazularma bağlanır. Nazarlık mahiyetindedir.

Et. 5957: Gümüş üç parçadan mürekkep olup, ortası müdevver-dir. Yanlardaki iki parça üçgen biçimindedir. Bir kayışla raptedilmiştir. İstanbul menşeli.

Et. 5956: Beş parçadan mürekkep, ortadaki parça müdevver, diğerleri h:lâ! biçimindedir. Ortadaki parçada Mührü Süleyman bulunmaktadır. Zincir süslü ve kayış askılıdır. İstanbul menşeli.

Et. 4003: Bir çift bazubeııt basit olup, Manisa menşelidir.

Medyum Sitesi Yorumları Ve Tartışma Platformu


Toplistlerimiz
- Toplist